HAYAT,KARSIMA ASILMASI ZOR ENGELLER CIKARSADA,GUÇLU KISILIGIM VE MANTIGIM SAYESINDE KENDIMI ILERIKI GUNLERE HAZIRLAMIS OLMANIN GURURUNU YASIYORUM.GULER YUZLU SEVECEN BIRISIYIM.SAYGININ SEVGIYIDE BERABERINDE GETIRDIGI KAVRAMINA ÖNEM VERIYORUM.BENI BU HALIMLE VE KISILIGIMLE KABULLENEN,DEGER VERMESINI BILEN KISILIK SAHIBI IYI NIYETLI,MUTLULUGUN OZLEMINI DUYAN CIDDI BAKIMLI VE OZGUR HANIMEFENDILERLE TANISMAK ISTIYORUM.
Seninle yaşamak herşeye rağmen güzel,upuzun bir düş gibi geliyor bana.Ama yalnızca bir düşle ne kadar yaşayabilir ki insan... Seninle yaşadığım tutkunun sende dokunduğum tenin, her gittiğim yerden alıp beni sana getiren kokunun ansızın tükenip yokolabileceği korkusuyla daha ne kadar yaşayabilirdim. Üstelik artık yavaş yavaş karabasana dönüşen bir düş. İkimizde o kentte .Kimbilir belkide o kentin kendisi bir düştü.Bir başka kentte sevebilir miydim seni? Seni sevme cesaretini bulabilir miydim kendimde?Seni sevme sabrını gösterebilir miydim? O kent uçsuz bucaksız karmaşası içinde her gece akıl almaz raslantılarla yaşanıyor biliyorsun Her gece bütün günahları saklıyor karanlığında . Yoruyor insanı;bitmez tükenmez bir yorgunluğun içinde uyuşturuyor. Öylesine uyuşturuyor ki yaşanmış bütün hoyratlıkları, bütün düş kırıklıklarını çarçabuk unutuyoruz..Unutulmayan düş kırıklıkları ya da en derinden yaşanan pişmanlıklar hiçbirşeyi yeniden başlatmaya yetmiyor. Doğru sen milat oldun benim yaşamımda “Bir ömürde kaç kez milat yaşanır” bu soruyu sorarken ne kadar güvenliydin kendine... Oysa bana seninle yaşadığımız milattan önce de yaşadığımı bilmek yetiyor.Sende bilirsin doğada hiçbirşey tümüyle yokolmaz .Her nesne dönüşür yalnızca, sürekli olarak dönüşür yeni birşeylere. Doğanın sonsuz devinimini yaratır bu dönüşüm Bütün bunları senden öncede biliyordum ben. Şimdi senden önce nasıl yaşandıysa senden sonrada öyle yaşanacağını bildiğim kadar iyi biliyordum üstelik.Bunu bilmek öylesine güç veriyor ki bana yaşanmış tüm düş kırıklıklarını, unuttuğum tüm pişmanlıkları yeniden anımsıyorum. Beni her an biraz daha tüketen yokluğunu,bendeki yokluğuna dönüştürebileceğime de daha çok inanıyorum artık...“Kaçış bu”dedin bana .Sesin öfkeliydi. Ellerinden anladım şaşkınlığını. Seni bırakıp gideceğime hiç inanmamıştın biliyorum.. Oysa yanıbaşında gecelerboyu hazırlandım yokluğuna farketmedin. Karanlığa sığınıp usulca uykusuzluğumu değdirdim uyuyan bedenine. Senin koynunda ellerimi saçlarında gezdirirken her gece yeniden yitirdim seni.Bir daha dönmemecesine her gece bırakıp gittim. Yapamadım. Uykusuz sabahlarda yeniden çaldım kapını.Beynimdeki o deli,tutkulu çığlıklarda aradım hep koynunda buldum seni.. Bu kenttende senden de kaçabilir miyim hiç.Bu kenti ne çok severim bilirsin , Seni...Hayır kaçış değil ama karşı konulmaz bir sürüklenme duygusu bu. İnsanoğlunun bütün acılardan sonra yüzünü kendine, yalnızca kendine dönüp yaşadığı bir sürgün.Her sürgün gibi benim sürgünümde de ayrılık kaçınılmaz ve her sürgün gibi benim sürgünümden de yeni buluşmalarla dönülecek. “Seviyorum seni” demiş miydin hiç... Sanmıyorum ama sevmek tenin tene karşıkonulmaz dokunuşysa, tutkulu çağrıları bir gecenin uykusuzluğunda yatıştırmaksa eğer sevdin beni biliyorum. Diğerlerini sevdiğin kadar sevdin beni de. Bizi sarıp kuşatan o koskoca fanusun içinde,kurulu bütün değerlere gözükara bir başkaldırı olmayacak mıydı arkadaşlığımız... Sen,yaşamın sürekli değişen renkleriyle çoğaltabildin kendini. Yeni yeni sevgileri taşıdın sevgimize.Bende denedim,diğerlerini sevmeyi bende istedim.sevebileceğim bir sevgilimin olmasını...
Son günlerde arkadaslari biraz yordum mesajlarla. Kusura bakmayin, bir aylik yoklugumda okadar birikmistiki, faydali gördüklerimi arkadaslarima gönderdim. Bir zaman göndermem diye düsünüyordum. ne ögrendim biliyormusunuz yazisi bir yerde benim yasam felsefemi yansitiyor ve ben cok mutlu bir insanin! Bunu sizlerle paylasmadan edemedim, Selamlar Kapkiri
NE ÖĞRENDİM BİLİYORMUSUNUZ ..?
Geniş ve rahat olmayı öğrendim… Ölümün dışında hiçbir şey göründüğü kadar önemli ve acil değil…
Coşkulu ve neşeli olmadığım zaman bunun hiç kimsenin suçu olmadığını ve gülümsemem gerektiğini öğrendim…
Cesur olmayı, değilsem bile öyle davranmayı öğrendim…Nasılsa arada ki farkı kimse anlamıyor…
Cazibemle 15 dakika idare edebildiğimi,ondan sonra mutlaka bilmem gereken bir şeyler olduğunu öğrendim…
Hiç kimsenin sır saklamadığını öğrendim…. Çünkü herkes birine söylemek ihtiyacı hissediyor…
Yanıtını bilmediğim ve emin olmadığım konularda bilmiyorum demenin daha faydalı olduğunu öğrendim…
Ağzımı kapalı tuttuğumda fazla hata yapmadığımı öğrendim…
Başarıya çıkan bir asansör olmadığını tırmanmak gerektiğini öğrendim…
İnsanların bana sadece ben izin verdiğim şekilde davranabildiklerini öğrendim…
Kıskançlığın mutluluğun düşmanı olduğunu ve mutlu olmak için başkalarına güvenmenin sonsuza kadar hayal kırıklığı getirdiğini öğrendim…
İnsanların kendinden daha az başarılı insanlarla başarısını,mutsuz insanlarla mutluluğunu konuşmaması gerektiğini öğrendim…
Başkaları için olumsuz düşünüp acımasız ve kırıcı olanların aslında güçsüz kimseler olduğunu ve sevgiyi sadece güçlü insanLarın bildiğini öğrendim…
İnsanlara artık kızmıyorum çünkü hayatlarında hataları,sorunları,mutsuzlukları olan insanların karşılarındakileri kendi yerlerinde görmeye çalıştıklarını öğrendim…
Ben bu hatayı nasıl yaptım demek yerine en mükemmel düşünenlerin bile hata yapabileceğini önemli olanın ders alıp yinelememek olduğunu ve yeni hatalardan daha az zararlı çıkmayı öğrendim…
Hayatta ki en önemli çözümün neyin önemli olduğuna karar verip gerisini çöpe atmak olduğunu öğrendim…
BENİ ELEŞTİREN, BANA BİR ŞEYLER SÖYLEME YETİSİNİ KENDİNDE BULANLARA CEVAP VERMEMEYİ ÖĞRENDİM...ÇÜNKÜ HİÇ BİR ZAMAN BİTMEYECEKTİR....
Sadece ders almak için arkama bakmayı,sadece yüksek sesle düşünebilmek için sorumu bir başkasına anlatmayı öğrendim…Çözüm için değil…
İmkansız diye bir şey olmadığını,çok istediğimde imkansızı elde edebildiğimi,asıl savaşı kazanabilmek için küçük çarpışmaları kaybetmeyi göze almayı öğrendim…
Zamanı ve sözleri dikkatsizce kullanmamayı öğrendim…Çünkü geri alamıyorum…
Ne kadar çaba harcarsam harcayım bazılarının mutsuzluk için her zaman neden bulabildiğini öğrendim… ARTIK ÇABALAMIYORUM.
Önemli olan şeyin başkalarının benim hakkımda ne düşündükleri değil,benim kendim hakkındaki düşüncelerim olduğunu öğrendim… Kendimi yargılıyorum…
Affetmek ve Unutmak… Eğer güçlüysen başarabildiğini ve kin tutmanın beni rahatsız ettiğini öğrendim…
Nerde ve ne şartlarda olursa olsun yaşadığım yeri güzelleştirmeyi öğrendim…
Sürekli BEN DÜRÜSTÜM,BEN DOĞRUYU SÖYLÜYORUM,SEN FARKLISIN diyenlerden kuşkulanmayı öğrendim…
Durum ne kadar vahim olursa olsun,soğukkanlılığımı yitirmemeyi,gülümsemeyi,her şeyi negatif ve kötü düşünen mutsuz olan insanlardan ayrı kalmayı öğrendim…
Beni kızdıran birine cevap vermeden önce 10 saniye düşünmeyi,nefes almayı ve kendime sakinleşmek için zaman tanımayı öğrendim…
Bugünkü her üzüntümün ve her acımın benim yarınki mutluluğumu hazırladığını öğrendim…
Yapmak istediklerimden asla vazgeçmemeyi, büyük düşlerin gerçeklerden daha güçlü olduğunu ve başarmanın en kısa yolu olduğunu öğrendim…
Kaybedecek neyim var demek yerine , yaşadığım her şeyde kazanacak çok şeyim var demeyi öğrendim…
Hayatı gereğinden fazla ciddiye almamayı öğrendim…
En önemlisi kendime gülmeyi, kendimle eğlenmeyi, kendimi sevmeyi öğrendim.
Seninle yaşamak herşeye rağmen güzel,upuzun bir düş gibi geliyor bana.Ama yalnızca bir düşle ne kadar yaşayabilir ki insan... Seninle yaşadığım tutkunun sende dokunduğum tenin, her gittiğim yerden alıp beni sana getiren kokunun ansızın tükenip yokolabileceği korkusuyla daha ne kadar yaşayabilirdim. Üstelik artık yavaş yavaş karabasana dönüşen bir düş. İkimizde o kentte .Kimbilir belkide o kentin kendisi bir düştü.Bir başka kentte sevebilir miydim seni? Seni sevme cesaretini bulabilir miydim kendimde?Seni sevme sabrını gösterebilir miydim? O kent uçsuz bucaksız karmaşası içinde her gece akıl almaz raslantılarla yaşanıyor biliyorsun Her gece bütün günahları saklıyor karanlığında . Yoruyor insanı;bitmez tükenmez bir yorgunluğun içinde uyuşturuyor. Öylesine uyuşturuyor ki yaşanmış bütün hoyratlıkları, bütün düş kırıklıklarını çarçabuk unutuyoruz..Unutulmayan düş kırıklıkları ya da en derinden yaşanan pişmanlıklar hiçbirşeyi yeniden başlatmaya yetmiyor. Doğru sen milat oldun benim yaşamımda “Bir ömürde kaç kez milat yaşanır” bu soruyu sorarken ne kadar güvenliydin kendine... Oysa bana seninle yaşadığımız milattan önce de yaşadığımı bilmek yetiyor.Sende bilirsin doğada hiçbirşey tümüyle yokolmaz .Her nesne dönüşür yalnızca, sürekli olarak dönüşür yeni birşeylere. Doğanın sonsuz devinimini yaratır bu dönüşüm Bütün bunları senden öncede biliyordum ben. Şimdi senden önce nasıl yaşandıysa senden sonrada öyle yaşanacağını bildiğim kadar iyi biliyordum üstelik.Bunu bilmek öylesine güç veriyor ki bana yaşanmış tüm düş kırıklıklarını, unuttuğum tüm pişmanlıkları yeniden anımsıyorum. Beni her an biraz daha tüketen yokluğunu,bendeki yokluğuna dönüştürebileceğime de daha çok inanıyorum artık...“Kaçış bu”dedin bana .Sesin öfkeliydi. Ellerinden anladım şaşkınlığını. Seni bırakıp gideceğime hiç inanmamıştın biliyorum.. Oysa yanıbaşında gecelerboyu hazırlandım yokluğuna farketmedin. Karanlığa sığınıp usulca uykusuzluğumu değdirdim uyuyan bedenine. Senin koynunda ellerimi saçlarında gezdirirken her gece yeniden yitirdim seni.Bir daha dönmemecesine her gece bırakıp gittim. Yapamadım. Uykusuz sabahlarda yeniden çaldım kapını.Beynimdeki o deli,tutkulu çığlıklarda aradım hep koynunda buldum seni.. Bu kenttende senden de kaçabilir miyim hiç.Bu kenti ne çok severim bilirsin , Seni...Hayır kaçış değil ama karşı konulmaz bir sürüklenme duygusu bu. İnsanoğlunun bütün acılardan sonra yüzünü kendine, yalnızca kendine dönüp yaşadığı bir sürgün.Her sürgün gibi benim sürgünümde de ayrılık kaçınılmaz ve her sürgün gibi benim sürgünümden de yeni buluşmalarla dönülecek. “Seviyorum seni” demiş miydin hiç... Sanmıyorum ama sevmek tenin tene karşıkonulmaz dokunuşysa, tutkulu çağrıları bir gecenin uykusuzluğunda yatıştırmaksa eğer sevdin beni biliyorum. Diğerlerini sevdiğin kadar sevdin beni de. Bizi sarıp kuşatan o koskoca fanusun içinde,kurulu bütün değerlere gözükara bir başkaldırı olmayacak mıydı arkadaşlığımız... Sen,yaşamın sürekli değişen renkleriyle çoğaltabildin kendini. Yeni yeni sevgileri taşıdın sevgimize.Bende denedim,diğerlerini sevmeyi bende istedim.sevebileceğim bir sevgilimin olmasını...
SELEM YE HEBIBTIY.ENE AHMET SEKIN FI TURKIYYE.BIDDIY ETIARRAF ELE CEMELIÇ EL HILUV LAV SEMEHTIY VE ŞUKRAN.RAKMAL HETIF:kocareyis@yahoo.com/ahmet__al@hotmail.com.RAKMAL HETİF:+905436248770.ENE HEBBETİÇ Bİ HUBBAL GALIB YE HEBIBTIY VE ŞUKRAN.(HELLO MY DEAR NEW FRIENDES,MY NAME IS AHMET FROM TURKEY. ABİG KİSS TO YOU.MY MESSINGIR ADD: ahmet__al@hotmail.com/kocareyis@yahoo.com TLFONR NUMBER:+905436248770.KİSSES ME.THANKS FOR DI KOCAREYİS.)